IMF, Kur Korumalı Mevduat’a karşı: “Hemen kaldırın”

IMF’nin yayınladığı 2022 Türkiye 4. Madde Konsültasyonu Raporu, gecikmeli olarak 18 Ağustos’ta paylaşıldı. Raporda “…Para politikasında faiz artışlarının sürmesiyle aynı anda döviz korumalı uygulamanın da aşamalı olarak kaldırılması” vurgusu yer aldığı görüldü. Raporu değerlendiren GazeteDuvar yazarı Gülümhan Gülten, “IMF, Kur Korumalı Mevduat’tan çıkışın somut planını bekliyor” başlıklı yazısında şunları söyledi:

“IMF, 28 Ağustos tarihinde resmi sitesinden yaptığı duyuruda şöyle diyordu:

‘IMF teknik ekibi, IV. Madde İstişarelerine hazırlık amacıyla Türk yetkililerle görüşmelerde bulunmak üzere Eylül ayı sonunda Türkiye’ye rutin bir ziyarette bulunacak’

Sizin bu yazıyı okuduğunuz tarihte Eylül ayını geride bırakmış olacağız.

Ancak hemen öncesinde elbette spekülasyon yerine teyit edilmiş bilgiye ulaşmayı tercih ederek, IMF Türkiye Temsilciliği’ne yönelttiğimiz “Heyet geldi mi, gelmediyse ne zaman gelecek?” sorularına çok “şık” bir yanıt aldık. Yukarıda hatırlattığımız ve “IMF heyeti Eylül sonunda gelecek” diyen 28 Ağustos tarihli duyurunun linkine yönlendirilerek… Böylece rutin denilen ziyaret gereksiz bir şekilde gizemli bir hale bürünüyor. IMF gizem seviyor demek…

Oysa masadaki konular Türkiye için hiç gizemli değil. Üstelik zorlu ve can sıkıcı… IMF’nin kısa süre önce yayınladığı ve bu yılın ana çatışma alanlarını oluşturacak konuları işaret eden raporda her şey apaçık yazılı zaten. IMF’nin uzun süre yayınlamadığı 2022 Türkiye 4. Madde Konsültasyonu Raporu aylar sonra nihayet 18 Ağustos’ta yayınlandı. Raporda öyle bölümler var ki, bir sonraki incelemede takip edileceği belirtilen ve bu yılın ana çatışma konularının temelini oluşturacağı anlaşılan birçok sıkıntılı konuda – IMF jargonuyla söyleyelim – “tavsiye” veriyor. Bunların başında da “Kur Korumalı Mevduatın kaldırılması” geliyor.

IMF, Raporun neredeyse tamamında sık sık ve apaçık şekilde “Kur Korumalı Mevduat” (KKM) uygulamasını büyük risk olarak tanımlıyor, eleştiriyor, hemen ama dikkatli bir biçimde aşamalı olarak kaldırılmasını istiyor. Kur Korumalı Mevduat’tan kaynaklanan geniş mali yüklerin arttığına dikkat çekiyor. Raporun, Para Politikası bölümünde, ekonomi yönetiminin faiz artırmaya devam etmesi gerektiğine ek olarak devamla 33. maddede, “para politikasında faiz artışlarının sürmesiyle aynı anda döviz korumalı uygulamanın da aşamalı olarak kaldırılması” gerektiğine vurgu yapılıyor. Raporun Maliye Politikası başlığı altında da benzer şekilde “Kur Korumalı Mevduat programının mali alanı aşındırdığı” belirtilirken, Kamu Mali Yönetimi başlığı altında bir kez daha “mali risklerin azaltılması ve kur korumalı uygulamanın da aşamalı olarak kaldırılması” gerektiği vurgulanıyor.

Ama yetmiyor.

Rapor 2021 Aralık ayında başlatılan Kur Korumalı Mevduat uygulamasına ilişkin bir de özel bir bölüm ayırmış, uzun uzun uygulamanın nasıl işlediğini anlatırken, inceleme dönemi olan geçen yılın rakamlarıyla bile yaratılan riski aynen şöyle tarif ediyor:

(Söz konusu bölüm oldukça uzun olduğundan burada ana kısımlarına seçerek yer verdik. Tüm raporun linkini de buraya bırakıyoruz.)

‘Ekim sonu itibariyle kur korumalı mevduatın orijinal nominal değeri 1,5 trilyon TL’ye ulaşarak, TL mevduatın yüzde 37’sini ve toplam mevduatın yüzde 17’sini oluşturmaktadır.

Kur korumalı mevduat programı önemli bir mali risk oluşturmaktadır ve bu mevduatın çözülmesi zor olacaktır. Program kapsamında, devlet kur riskinin büyük bir kısmını mudilerin üzerinden alarak üstlenmiştir. IMF programın Hazine ve Maliye Bakanlığı ve TCMB’ye toplam maliyetinin, başlangıç dönemi varsayımları altında 2022’de GSMH’nin yüzde 0,8’i ve 2023’de yüzde 0,3’ü olacağını tahmin etmektedir. Bu maliyet büyük bir belirsizlik taşımakta olup, liranın beklenenden daha fazla değer kaybetmesi halinde büyük ölçüde artacaktır.

Diğer her şey sabit olmak kaydıyla liradaki her yüzde 10 ek değer kaybı, 2023 yılındaki maliyeti GSMH’nin yüzde 0,4’ü tutarında ek olarak artıracaktır. Daha fazla şeffaflık sağlamak ve şarta bağlı yükümlülükleri daha doğru tahmin edebilmek için, IMF, TCMB ve Hazine mevduat programları bazında hane halkı ve ticari mevduat olarak ayrıştırılmış ilgili tüm verilerin (stok, akışlar ve maliyet verileri) açıklanmasını tavsiye etmektedir.’

Peki bu “tavsiye” ne anlama geliyor?

Erdoğan’ın “ne şekilde olursa olsun büyüme” tercihiyle girdiği düşük faiz yüksek enflasyon rotasında ekonomi ilk büyük kayaya çarpınca, şapkadan 21 Aralık 2021’de Resmi Gazete’de yayınlayarak KKM uygulamasını çıkardılar. O günden bugüne KKM’nin ulaştığı toplam tutar 3,4 trilyon lirayı gördü. Seçimlerden sonra, o güne kadar Hazine’nin ödediği ve bütçede izlenebilen kur farkı ödemeleri de TCMB’na yüklendi. Yani artık bütçede bu maliyeti de göremiyoruz. Böylece zaten açık ve şeffaf şekilde izlenemeyen KKM kur farkı ödemelerinin toplam maliyetini günü gününe ve tam olarak hesaplayabilmek artık neredeyse imkansız… Yine de bu yıl Hazine’nin geçmişten gelen yükümlülükleri ile TCMB’na yüklenenlerle birlikte toplam yükün, bir hesaba göre 500 bir başka hesaba göre 600 milyar lirayı geçeceği tahmin ediliyor.

Sadece biz değil, IMF de bilmiyor. Zaten IMF’nin açıkça, “daha fazla şeffaflık sağlayın, riski daha doğru tahmin edebilmek için tüm verileri hem de hane halkı ve ticari mevduat olarak ayrıştırılmış olarak açıklayın” demesi de bundan…

Peki, şimdi ne olacak?

Ekonomi yönetimi KKM’yle ülkenin başına öyle büyük bir bela aldı ki, şimdi çıkmak istese de çıkamıyor. IMF, KKM’yi aşamalı olarak kaldırmalısınız, dediğinde “tamam, hadi” dese bile bu kolay olmayacak. Birincisi bunun için para gerek, ama para yok. İkincisi bu ihtiyacın dış finansmanla sağlanması için de IMF’ye ihtiyaç var. Zira uluslararası piyasalara “olumlu” bir rapor yazarak Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu finansman için referans olması, gereken paranın sağlanması için çare görülüyor.

Gelinen noktada IMF, artık Türkiye’nin KKM’den çıkış planını görmek isteyecek. Bu yılın IV. Madde görüşmelerinde de ekonomi yönetiminin, KKM’yi kaldırmaya dönük somut bir yol haritası sunması, takvimlendirilmiş somut bir plan ortaya koyması beklenecek. Yani IMF, ekonomi yönetiminin “şunu, şu vadede, şu şekilde yapacağım ve buradan şöyle çıkacağım” demesini bekliyor.

Benzer şekilde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu hafta Londra’da yabancı yatırımcılarla yapacağı toplantılarda da belli ki en çok bu konuyla ilgili zorlanacak. Uluslararası finans çevrelerine en çok bu mali riskin – kırıp dökmeden- nasıl bertaraf edileceğini açıklamak zorunda kalacak. İşi zor.

Seçimlerin ardından KKM’den çıkışı kolaylaştırmak için bazı adımlar atan ekonomi yönetimi en son bu hesaplardaki asgari faiz zorunluluğunu kaldırmış, bankaların TL’den geçen kur korumalı hesaplara daha düşük faiz verebilmesine olanak sağlamıştı.

Ama ne yapsa olmuyor, KKM’ye dolandı bir kere…

Beklenen şu, ekonomi yönetimi önümüzdeki günlerde, KKM’den çıkma çabasını gösteren başka adımlar da atacak. Zira KKM’nin mudiler için çekiciliğini azaltması, bu uygulamayı tercih edilmez hale getirmesi, burayı hafifletmesi gerek. Bugüne kadarki duruşundan anlıyoruz ki, öncelik TL’den geçen hesaplar için olacak.

Ne olursa olsun resmi enflasyonun ağustos ayı itibariyle yüzde 60’a, gerçek enflasyonun yüzde 130’a dayandığı ve politika faizinin yüzde 30 olduğu bir ekonomik iklimde, yani TL’de negatif reel faiz varken, dolarizasyonu nasıl engelleyecek, liralaşmayı nasıl sağlayacak, işte orası belli değil.

Yani uygulamanın kaldırılma aşamalarında, elindeki lirayı erimeden korumak isteyenlere bir alternatif sunamadan, dövize yönelişi nasıl önleyecek? Olmayan rezervleriyle ve duvara toslamış olan arka kapı döviz satışlarıyla kurları bu kez ne kadar ve nasıl tutabilecek? Tutabilecek mi? Tutamazsa KKM’nin yükü de o kadar artacak. Yani sarmala girmiş bir kere…

Açık ki KKM uygulamasının kaldırılmasının başarılı ve zararsız bir yolu olmayacak.

İşte mesele de bu: Uygulanmaya başladığından bu yana ekonomiye her geçen gün daha ağır bir maliyet yükleyen Kur Korumalı Mevduat, kaldırılırken de ekonomiyi yeni ve ağır bir maliyetle tehdit ediyor.

Devam etsen ayrı, kaldırmaya girişsen ayrı dert…

IMF’ye ve diğer uluslararası finans kuruluşlarına nasıl ikna edici bir yol haritası ve somut bir plan verilecek?

Bakan Şimşek, Londra’da yabancı yatırımcılarla yapacağı toplantılarda ikna edici ne anlatabilecek? Göreceğiz.

Ancak şimdiden gördüğümüz şey açık: bu sorun her durumda, bunu bile isteye ekonominin başına saranlara değil, ülke ekonomisine zarar verecek.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx